Şu formalar çıktığından beri delirmek üzereyim. Hele forzada yeni sezon formaları konusundaki yorumlar. Ne biçim bir ruh halidir. Bu ruh haline sahip olanlar Kiev maçında destek yerine köstek olanlar.
Çubuklu forma neymiş, yok kırmızı baskı neymiş. Alma arkadaşım, derdin arma değil mi senin. O formaya laf etmek nedir. Varsa bir derdin ötede dur. Klavye başında örme atkıdır aslolan diye romantik söylevler atan siz değil misiniz!? Aşkın hani renklereydi, bıktırdınız artık.
Beğenmedin sus arkadaşım, bu ne lan demek nedir, 2 tane daha forma var hepsi de son derece güzel formalar git al onları. Çoğunuz zaten stadın yanındaki çakma forma satan hırsızlardan alıyorsunuz, yarınız maça beleş girme derdinde sonra bu ne lan!
Varsa içinde derdin kusma Benim Beşiktaşıma sus yeter ki sus.
Hani Dolmabahçe'de Yürürken... Burda Konu Hayattır... Çünkü Aslolan Hayattır ve Hayat Da Beşiktaş'tır!
30 Ağustos 2011 Salı
22 Temmuz 2011 Cuma
Sen Yusuf'u İzledin mi Ki?
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Kumaşı İyi Güzel İnsan...
13 Temmuz 2011 Çarşamba
10 Temmuz 2011 Pazar
Gönüllerin Harbi Şampiyonu
25 Haziran 2011 Cumartesi
19 Haziran 2011 Pazar
2 Mayıs 2011 Pazartesi
15 Nisan 2011 Cuma
11 Mart 2011 Cuma
21 Şubat 2011 Pazartesi
İhanet
EkşiBeşiktaş'da jokond hislerimizin tercümanı olmuş. Fevzi'nin yediği gol kızamadım. Valerenga maçı kızamadım. Ama sen bizi, Beşiktaşımı, ekmek yediğin yere bile bile ihanet ettin. Git Ferrari. Başımızın tacı yaptık seni şimdi görmek bile istemiyoruz. Sorun kaçan maç değil. 2-2 olup bir mucize yaşayıp o maç dönebilirdi de. Ama bu senin yaptığın ihaneti asla affettirmiyor gözümüzde. Sen o formayı her sırtına geçirdiğinde bu gelecek aklımıza. Nereye gidersen git hep o dirsek hatıralarımızda artık. Alpay'ın kutsalımızı yere atması gibi, Tümer'in "O takım" demesi gibi. Git Ferrari git!
18 Şubat 2011 Cuma
Ölmeye Gelmedik Mi?
Kiev maçına siz ölmeye gelmediniz mi? Facebook sayfalarınızda kanka süper tezahürat diye paylaşıyorsunuz ya Beşiktaş seninle ölmeye geldik formanda ter olmaya geldik diye. İsmail'i, Hakan'ı ve diğerlerini ıslıklamak mıdır formada ter olmak. Nasıl bir ruh halidir bu. Maç esnasında futbolcuyu ıslıklamanın bana biri gelsin mantıklı yanını açıklasın. Futbolcuyu protesto edeceğim diye takıma zarar verdiğini düşünmüyor mu bu adamlar. Gerçekten çok yazık!
Schuster'e bir daha hak verdim. Beğenmeyen gelmesin evinde izlesin diyor adam. Sonuna kadar haklı. Gelmeyin kardeşim, sana ihtiyacı yok Beşiktaşımın. Utanmadan çıkıp arkadaş ortamlarında, biz şampiyonlukları değil renkleri seviyoruz da diyorsunuzdur. Sevinmek için sevmedik zaten demirbaş bir laf oldu artık. Hani ne oldu 4 gol takım tutkunu bir anda sildi attı mı? Ama bunları yapanlar ayda bir kere maça gelenler. Ha büyük maç var hemen bilet alalım diyenler. Pazar günü de olumsuz bir sonuç olursa yıkarlar artık o stadı.
Hani Beşiktaş her şeyimizdi. Valerenga maçından sonra çıkmadı mı bu slogan. Ne değişti o günlerden bu yana. Neden böyle sıradanlaştık. İki tane yıldız görünce aklımıza başka renklerin davranışları mı geldi yoksa. Beşiktaş taraftarı bu değil, bu olmamalı, bugün ekşide okudum ordan alıntılıyorum, gerçek Beşiktaş taraftarı bu takım sokakta oynasa bile kaldırıma çıkıp destekleyendir.
Beşiktaş bizim çocuğumuza mirasımız. Şimdi onu kollama zamanıdır. Elin adamlarına yem etme zamanı değil. Rijkard'ı gönderenler şimdi bizim dayıya dayandı farkında değil misiniz. Guti alkollü yakalanma olayında ne kadar medyada yer aldı bir bakın. Bir de Bilica'ya bakın, adam ezdi geçti kaçınız hatırlıyor. Schuster'in her yaptığı olay, her dediği manşet. Neden çünkü bu taraflı, çirkef medyaya eyvallah'ı yok adamın. Aynı Lucescu gibi, aynı Del Bosque gibi. Bunlar kafanıza dank ettirdi mi bazı şeyleri.
Türkiye'nin Barcelona'sı olacağız derdinkiler, bu kolay olmuyor. Barcelona senelerdir bu tarlayı sürüyor. Artık bitsin bu bir senede çöpe atma olayı. Futbolda, hala en önemli başarı sırrının felsefe ve istikrar olduğunu o kas kafasına sokamayan beyinler bunu anlayın artık. Kendine malzeme çıkarma derdinkilere yem etmeyin bu takımı!
Hiçbir şeyden anlamıyorsanız ya da size kar etmiyorsa. 2005 şampiyonlar ligi finalinin ikinci yarı başlangıcını izleyin. Bizim ses çıkmıyor dediğimiz stadyumda takımını gerçekten seven, her daim yanında olan taraftarın nasıl bir desibelle 3-0'lık bir hezimetten geri gelip dünya futbol tarhinin en destansı maçlarından birini yaşattığını görün. Belki o zaman anlarsınız, taraftar olmak nedir, takımının yanında olmak nedir!
Schuster'e bir daha hak verdim. Beğenmeyen gelmesin evinde izlesin diyor adam. Sonuna kadar haklı. Gelmeyin kardeşim, sana ihtiyacı yok Beşiktaşımın. Utanmadan çıkıp arkadaş ortamlarında, biz şampiyonlukları değil renkleri seviyoruz da diyorsunuzdur. Sevinmek için sevmedik zaten demirbaş bir laf oldu artık. Hani ne oldu 4 gol takım tutkunu bir anda sildi attı mı? Ama bunları yapanlar ayda bir kere maça gelenler. Ha büyük maç var hemen bilet alalım diyenler. Pazar günü de olumsuz bir sonuç olursa yıkarlar artık o stadı.
Hani Beşiktaş her şeyimizdi. Valerenga maçından sonra çıkmadı mı bu slogan. Ne değişti o günlerden bu yana. Neden böyle sıradanlaştık. İki tane yıldız görünce aklımıza başka renklerin davranışları mı geldi yoksa. Beşiktaş taraftarı bu değil, bu olmamalı, bugün ekşide okudum ordan alıntılıyorum, gerçek Beşiktaş taraftarı bu takım sokakta oynasa bile kaldırıma çıkıp destekleyendir.
Beşiktaş bizim çocuğumuza mirasımız. Şimdi onu kollama zamanıdır. Elin adamlarına yem etme zamanı değil. Rijkard'ı gönderenler şimdi bizim dayıya dayandı farkında değil misiniz. Guti alkollü yakalanma olayında ne kadar medyada yer aldı bir bakın. Bir de Bilica'ya bakın, adam ezdi geçti kaçınız hatırlıyor. Schuster'in her yaptığı olay, her dediği manşet. Neden çünkü bu taraflı, çirkef medyaya eyvallah'ı yok adamın. Aynı Lucescu gibi, aynı Del Bosque gibi. Bunlar kafanıza dank ettirdi mi bazı şeyleri.
Türkiye'nin Barcelona'sı olacağız derdinkiler, bu kolay olmuyor. Barcelona senelerdir bu tarlayı sürüyor. Artık bitsin bu bir senede çöpe atma olayı. Futbolda, hala en önemli başarı sırrının felsefe ve istikrar olduğunu o kas kafasına sokamayan beyinler bunu anlayın artık. Kendine malzeme çıkarma derdinkilere yem etmeyin bu takımı!
Hiçbir şeyden anlamıyorsanız ya da size kar etmiyorsa. 2005 şampiyonlar ligi finalinin ikinci yarı başlangıcını izleyin. Bizim ses çıkmıyor dediğimiz stadyumda takımını gerçekten seven, her daim yanında olan taraftarın nasıl bir desibelle 3-0'lık bir hezimetten geri gelip dünya futbol tarhinin en destansı maçlarından birini yaşattığını görün. Belki o zaman anlarsınız, taraftar olmak nedir, takımının yanında olmak nedir!
Etiketler:
Bernd Schuster,
Beşiktaş,
Beşiktaş Taraftarı
15 Şubat 2011 Salı
Elveda Beşiktaşım'ın Yiğidi
14 Şubat 2011 Pazartesi
9
2 Şubat 2011 Çarşamba
Sergen Yalçın

Küçükken benim için görüp görebileceğim en büyük futbolcuydu. Babam hayrandı, her maçını izleyişinde ulan it oğlu it ne güzel oynuyor be derdi ama yanına eklemeden de duramazdı Yusuf Tunaoğlu'dan asla daha iyi olmadığını. Sanırım kuşak çatışmaları da Beşiktaş üzerinde böyle vuku buluyor.
Dünyada hiçbir futbolcuyu izlerken Sergen'i izlerken yaşadığım heyecanı yaşamadım. Bu etki hala da geçerli. En sevdiğim futbolcu mu? Hiçbir zaman olmadı ama her zaman beni en çok heyecanladıran futbolcu oldu. Messi, R9, Zidane aklınıza kim geliyorsa bu karşılaştırmada yenilecektir benim için. Hele Beşiktaşım'dan gittiği gün. İçime oturmuştu koca bir taş. Ah bir de o diğer iki malum formayı giymesi yok mu. Ama yine de kıyamamıştım Sergen'e. 100. yılda tekrar bana geldiği gün sanki hiç gitmemiş gibiydi. Zamanında yaşattığı heyecan yine fışkırmıştı içimde. Ve o heyecan boşa çıkmamıştı, çünkü o bize söz vermiş ve sözünü tutmuştu.
Dk. 90'da Kadıköy'de örümcek ağlarını temizleyişi hala birçok Beşiktaşlı için yüzyılın en güzel frikik golü. Altay'a üst direğe vurdurarak attığı o enfes gol, hangi Beşiktaşlı unutabilir. Adana'ya yatarak attığı gol, unutabildiniz mi? Futbol akademilerinde ders olarak okutulabilecek Rize'ye attığı o müthiş gol. Chelsea'yi tek başına devirişi.
Efsane olmuş maç sonu açıklamaları. Örümcek ağlarını aldıktan sonra daha teri soğumadan, hiçbir zaman eksilmeyen o güveni ve ukalalığı ile yıldız futbolcuların böyle anlarda ortaya çıkışını anlatan ifadeleri, 3-4'lük efsane maçta Fenerbahçe'ye verdiği o inanılmaz ayar. Londra'da oyundan çıkarken o müthiş, hakemi umursamaz tavırlarıyla anlattıkları. Hiçbiri unutulmayacak.
Ve gelelim şimdiye. Son zamanlarda o kadar damarımıza basar oldu ki artık isyan etti çok seven taraftar bile. Ağzından kan damlar oldu. O damlattıkça bizim canımız yandı. Bize şampiyonluk sözleri veren adam, sözleriyle zarar verir oldu. Her fırsat eline geçtiğinde eleştirebilecek bir şeyler buldu. Zamanında Bayern'i umursamayan adam gözümüzde Guti'nin yanında eziliyormuş hissiyatıyla Beşiktaş'a saldıran birine döndü. Halbuki gönlümüzdeki Sergen olarak kalsaydı yine başımızın tacı olacaktı. Ama bunu seçmedi.
Şimdi ise şampiyon kadronun imzalarıyla süslü 10 numaralı formasıyla dolabımda saklı duruyor. Hala O'nun kadar heyecanlandıranı gelmedi, belki de gelmeyecek ama kalplerden silindi gitti artık...
Kocaman Güneş
Ve Ocak Biter
2011'in ilk ayını bitirdik, peki neler oldu...
* Q7 ve çetesi vizyona girdi.
* Haz. Guti mest etmeye devam etti.
* 17/17 lafları ortada dolaşmaya başladı.
* Sivok geri döndü.
* Buca maçındaki umutlarımızı yeşerten 5 gollü galibiyet.
* Trabzonspor maçında 45dk'lık futbol resitali.
* Buca ölçü değil, Trabzon eksik.
* Tabata kanseri sona erdi.
* Şeref Bey için yıkım izni çıktı.
* 17/17 hayalleri çabuk sona erdi.
* Gülümüz soldu.
* Yıllar sonra işte kalecimizi bulduk dedik, şimdi 2 aylık bir ayrılık girdi aramıza.
Kısacası her şeyden yine hissettirdi Beşiktaşımız sağolsun. Hüznü ve sevinci, sıkıntıyı ve zevki, hayalkırıklıklarını ve bitmeyen umudumuzu.
* Q7 ve çetesi vizyona girdi.
* Haz. Guti mest etmeye devam etti.
* 17/17 lafları ortada dolaşmaya başladı.
* Sivok geri döndü.
* Buca maçındaki umutlarımızı yeşerten 5 gollü galibiyet.
* Trabzonspor maçında 45dk'lık futbol resitali.
* Buca ölçü değil, Trabzon eksik.
* Tabata kanseri sona erdi.
* Şeref Bey için yıkım izni çıktı.
* 17/17 hayalleri çabuk sona erdi.
* Gülümüz soldu.
* Yıllar sonra işte kalecimizi bulduk dedik, şimdi 2 aylık bir ayrılık girdi aramıza.
Kısacası her şeyden yine hissettirdi Beşiktaşımız sağolsun. Hüznü ve sevinci, sıkıntıyı ve zevki, hayalkırıklıklarını ve bitmeyen umudumuzu.
24 Ocak 2011 Pazartesi
Siyah Şemsiyeler

Katilleri sırf Uğur Mumcu'yla aynı zihniyeti paylaşıyor diye katlinden 8 sene sonra aslında bir daha katlettiler O'nu. O kara listelerine birini daha eklediler. UĞUR MUMCU VE GAFFAR OKKAN...
2010'da şunları yazmıştım. Her 24 Ocak'da olduğu gibi yine aklımda siyah şemsiyeler...
"Uğur Mumcu denince benim ilk aklıma gelen, siyah şemsiyeler. Küçüktüm ben öldürüldüğü zaman. Tanımıyordum, bilmiyordum hakkında bir şey. Hatırladıklarım siyah şemsiyeler, son yolculuğunda onu yalnız bırakmayan sayısız insan, naaşının üzerine atılan karanfiller. Paramparça aracının yanına bembeyaz karların üzerine dikilen beyaz mumlar, bırakılan karanfiller. İşte bu kadar O'na dair hatırladıklarım. Ne Sakıncalı Piyade bilirdim ne bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunamayacağını ne de vurulduk ey halkımın ne demek olduğunu. Hatta meraktan evdeki Sakıncalı Piyade kitabını almıştım elime de pek bir şey anlayamamıştım. Anlamak için biraz büyümem gerekiyordu sanırım. Annem cenazesini izlerken ağlıyordu. Babam isyan ediyordu. Yıllar geçti teknoloji gelişti, benim gözüm açıldı eski yazılarını okudum, açık oturumlardaki o eşsiz performanslarını izledim. Sonra babamın seneler önceki isyanının aynısını ben dile getirdim.
Geçen 17 sene. Ne oldu? Ne kadar bazı suçlular bulunsa da hala "hainleri" meçhuldur! Ben O'nun hakkında ne yazsam boş, kendini yine en güzel O anlatmıştı...
"Ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben anti-emperyalistim. Ben bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben özgürlükçüyüm.Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların,vurguncuların, çıkarcıların, düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır."
Her parçamdan benim gibiler doğacak demiş. Peki doğdu mu? "Hepimiz Uğur Mumcu" olabildik mi? Olamadık, olmadık!"
Etiketler:
24 Ocak,
Gaffar Okkan,
Uğur Mumcu
19 Ocak 2011 Çarşamba
Adalet Aranıyor 4 Yıldır!
12 Ocak 2011 Çarşamba
Elveda Ali Sami Yen
Guti Reyis!

O eşsiz yeteneğine, yüzyılın belki de en zeki 3-4 futbolcusundan biri olan Zidane'nın bile öve öve bitiremediği inanılmaz futbol zekana baktıkça, kendimi çıldırıp duvarlara vurasım geliyor. Lan çocuk gibi olduk senin yüzünden, seni izlerken nasıl sevinceğimizi, elimiz kolumuzu nereye koyacağımızı şaşırıyoruz.
Not: Manisa maçının ilk yarısının etkisi..
6 Ocak 2011 Perşembe
Ve 2011 Başlar...
- Simao Sabrosa
- Hugo Almeida
- Manuel Fernandes
- Muhammed Demirci A Takım'da
- Ergin Ataman Geri Döndü
- 2003 Yılı Giunti ve Şampiyonluk, 2009 Yılı Alman Ernst ve Şampiyonluk, 2011 Yılı Fernandes ve...
Mayıs ayında üç noktayı diğer yıllarda olduğu gibi tamamlamak dileğiyle.
Yeni Yılımız Mutlu Kutlu Olsun.
- Hugo Almeida
- Manuel Fernandes
- Muhammed Demirci A Takım'da
- Ergin Ataman Geri Döndü
- 2003 Yılı Giunti ve Şampiyonluk, 2009 Yılı Alman Ernst ve Şampiyonluk, 2011 Yılı Fernandes ve...
Mayıs ayında üç noktayı diğer yıllarda olduğu gibi tamamlamak dileğiyle.
Yeni Yılımız Mutlu Kutlu Olsun.
23 Aralık 2010 Perşembe
11 Aralık 2010 Cumartesi
Bir İdeoloji Değil, Suç!
Faşizm; asla bir ideoloji, dünya görüşü değil bir insanlık suçudur.
Geçen sene Diyarbakır'a yaptılar bu sene ağızlarından salyalar saçarak bize. Federasyon görmezden geldi, savcılar onlar uzun zamandır uykuda zaten. Peki ne mi oldu? Polis ihmalkarlığı sonucunda, 6-7 senedir tribün kültürleri Beşiktaşıma sövmek olan, tek idealleri Beşiktaş taraftarını nasıl tahrik ederim olan Bursalılar en vakitsiz zamanda Şeref Bey'e getirildi ve olması beklenenler oldu. Nihayet müthiş adalet sistemimiz devreye girdi ve 2 maç seyircisiz tarafsız sahada. HELAL OLSUN!
Şimdi bu cezalar verildiği için bir sonraki maçta Bursalılar ve biz kolkola olacağız. Yaptıkları faşist tezahurat mı onu da sanırım bizden başka kimse duymadı.
Geçen sene Diyarbakır'a yaptılar bu sene ağızlarından salyalar saçarak bize. Federasyon görmezden geldi, savcılar onlar uzun zamandır uykuda zaten. Peki ne mi oldu? Polis ihmalkarlığı sonucunda, 6-7 senedir tribün kültürleri Beşiktaşıma sövmek olan, tek idealleri Beşiktaş taraftarını nasıl tahrik ederim olan Bursalılar en vakitsiz zamanda Şeref Bey'e getirildi ve olması beklenenler oldu. Nihayet müthiş adalet sistemimiz devreye girdi ve 2 maç seyircisiz tarafsız sahada. HELAL OLSUN!
Şimdi bu cezalar verildiği için bir sonraki maçta Bursalılar ve biz kolkola olacağız. Yaptıkları faşist tezahurat mı onu da sanırım bizden başka kimse duymadı.
Etiketler:
Beşiktaş,
Beşiktaş Taraftarı,
Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















