3 ay önceki dileğimiz gerçekleşti. Doya doya mutluluğunu yaşadık mı, eh pek olmadı ama ne demiştik sevmeye engel değil mesafeler!
Gece 2'de karakolu ve 2 km ötendeki Rum Karakolunu uyandırıcasına 3'lü çekmenin keyfi çok ayrıydı. Ama ertesi gün çekemeyenler tarafından, Kıbrıs'ın öğlen sıcağında esas duruşta bekletilmek(her ne kadar ben beklemesem de nöbet sayesinde, bekleyen kartal yürekler çok zevkli olduğunu anlattılar), o da çok ayrıydı...
Unutmadan şafak 47...
Hani Dolmabahçe'de Yürürken... Burda Konu Hayattır... Çünkü Aslolan Hayattır ve Hayat Da Beşiktaş'tır!
30 Temmuz 2009 Perşembe
7 Nisan 2009 Salı
Görüşmek Üzere
Bugünden sonra uzun bir süre bloga yazamayacağım büyük ihtimal. Malum askerlik. İlk yazma fırsatı bulduğumda ilk konu başlığının ŞAMPİYON BEŞİKTAŞ olması dileğiyle...
5 Nisan 2009 Pazar
Orantılı Güç
Bir Ordan Bir Burdan, Ha Bir de Polis!
Takım maçı kazanıyor. Şampiyonluk yolunda engelleri aşıyor, artık iliklerimizde heyecan iyice artıyor. Sonra adamın biri geliyor limon sıkıyor bu duruma. Tabi ki Yıldırım Demirören'den bahsediyorum. Neymiş Fenerbahçe taraftarına imreniyormuş beyfendi. Sebebi de lisanslı ürünlere olan talepleriymiş. Beşiktaş taraftarı lisanslı ürün almıyormuş. Bunları derken hiç sormuyor mu bu adam kendisi onlar müşteri de Beşiktaşlılar ne? Beşiktaş taraftarının ne olduğu belli zaten. Biz müşteri değiliz taraftarız. Eğer korsan ürün alımını eleştirirken sen Beşiktaşlıları böyle karşılaştırmalara tabi tutarsan sen daha çok gıpta edersin elaleme. Kartal Yuvalarının içeriği nasıl hiç düşündü mü Demirören. Bırak bizi gözünü yurtdışı çevirsin, internetten Celtic'in lisanslı ürünlerine baksın. Adamlar herkesin bildiği giyim firmaları gibi kendi markasını yaratmış. Sen o Kartal Yuvasının yapısını öyle bir hale getir ki kendi markasını yaratsın. Elinde Beşiktaş gibi marka var bunun işlememesinin suçunu taraftara yükle. Beşiktaş taraftarı kendi sevdasının ürünlerini giymekten erinecek bir taraftar değil, aksine bundan gurur duyacak bir taraftar grubudur. Ama Fenerbahçe yönetiminin Fenerbahçe forması alan şahısları bir taraftar değil de müşteri olarak gördüğü de aşikar, bizi de böyle görüp atacağı her hamle negatif etki yapacaktır kanımca. Kısacası Beşiktaş markasını yüksek seviyeye çıkaracaksın, taraftara asla müşteri gözü ile bakmayacaksın ve asla ve asla sevdasını müşteri olarak yaşayan gruplarla bizi karşılaştırmayacaksın.
Tabi bir de diğer konu var.Stadın adını 5 milyon Euro veren her firma için değiştirebilirmiş beyfendi. Bizim için orası Şeref Bey Stadıdır ve öyle olacaktır. Sen Del Bosque'ye 8 milyonu ver sonra stadın isminden para kazanmaya bak. Bu renklerin bir değeri olduğu söylendi, Süleyman Seba anlatıldı, Baba Hakkı anlatıldı bize sonra sen bizim değerlerimizi birer birer sat. Eğer cidden asi ruh denen şey bir belgeselden ibaret değilse, o stadın adı sonsuza kadar Şeref Bey olarak kalır!
Şampiyonluğa gelince, tünelde ışık gözüktü ama maçlar, fikstür zor. Takıma güven, takımın kendine güveni yerinde, eğer şampiyonluğa inanıyorsak ve hakedeceksek ne Kocaeli deplasmanı sorun olmalı ne de derbileri Şeref Bey'de kayıplı geçmeliyiz.
Bu sene şampiyon görelim sizi
Ölmeden mezara koymayın bizi...
Polisi unuttuk. Onlarında kuruluş yıldönümleri kutlu olsun. Ama artık insanları güvenlik birimi olan polislerden korumak için yeni bir ekip kurulsa da biz de onun kuruluşlarını kutlasak!
Not: Bu konu da diğer bir yazı için buyrun okuyun.
Tabi bir de diğer konu var.Stadın adını 5 milyon Euro veren her firma için değiştirebilirmiş beyfendi. Bizim için orası Şeref Bey Stadıdır ve öyle olacaktır. Sen Del Bosque'ye 8 milyonu ver sonra stadın isminden para kazanmaya bak. Bu renklerin bir değeri olduğu söylendi, Süleyman Seba anlatıldı, Baba Hakkı anlatıldı bize sonra sen bizim değerlerimizi birer birer sat. Eğer cidden asi ruh denen şey bir belgeselden ibaret değilse, o stadın adı sonsuza kadar Şeref Bey olarak kalır!
Şampiyonluğa gelince, tünelde ışık gözüktü ama maçlar, fikstür zor. Takıma güven, takımın kendine güveni yerinde, eğer şampiyonluğa inanıyorsak ve hakedeceksek ne Kocaeli deplasmanı sorun olmalı ne de derbileri Şeref Bey'de kayıplı geçmeliyiz.
Bu sene şampiyon görelim sizi
Ölmeden mezara koymayın bizi...
Polisi unuttuk. Onlarında kuruluş yıldönümleri kutlu olsun. Ama artık insanları güvenlik birimi olan polislerden korumak için yeni bir ekip kurulsa da biz de onun kuruluşlarını kutlasak!
Not: Bu konu da diğer bir yazı için buyrun okuyun.
Etiketler:
Beşiktaş,
Türk Polisi,
Yıldırım Demirören
2 Nisan 2009 Perşembe
10... 12 Nisan
Seçim telaşı falan derken 12 Nisan iyice yaklaşıyor. Kaldı 10 gün nizamiyeden içeri girmeye. Cuma günü de sınavda sabrımızı ölçecekler sanırım. Hayırlısı diyoruz..
27 Mart 2009 Cuma
8 Milyon Euro'nun Sevabı

8 Milyon Euro... Beşiktaş gibi bir kulüp için çok büyük para. Barcelona, Manchester United ve bunlar gibi üst düzey ve aynı derece ekonomik anlamda güçlü kulüpler bile şöyle bir tazminat karşısında bir dakika durur. Bizim yönetimimiz bunu resmen ödeyeceğini bile bile bu haltı yedi. Bu paraya neler yapılmazdı ki. İşin asıl acı olan tarafı muhalefetin bu işe sesini çıkarmaması, Demirören yönetiminin bu 8 Milyon Euro'nun bedelini ödememesi, bu kulubü, bir kurumu alenen zarara uğratmaktan başka nedir ki?
Erdoğan Demirören oğlunun Beşiktaş Başkanı olmasından çok memnundur, mazallah başkanlık gider, Demirören Grubunun yönetim kurulu başkanlığı gelirse, o gruba neler olur gayet iyi biliyordur.
Del Bosque'de iyi yapmış parayı hayır işlerine adayarak, kendisinin de dediği gibi sevabı bize de yarar umarım.
Başarısızlığın Başarısı
Şimdi de yeni bir şey çıktı. Zirvede Sivasspor, Trabzonspor ve Beşiktaş'ın olmasının sebebi Fenerbahçe ile Galatasaray'ın başarısız olmasıymış.
İnsanın isyan edesi geliyor. Bu kadar acizce bir medya olur mu diye. Beşiktaş Gordon Schildenfeld'i alırken hatalı transfer yapmıştır. İki video izlenip nasıl futbolcu alınır, sokağa atılan paradan bahsederler. Ne yönetim kalır, ne teknik heyet kalır yerden yere vurulmadık ki haklıdırlar. Fenerbahçe'ye Josico'yu, Maldonado'yu alan yine Beşiktaş yönetimi ve teknik heyetidir zaten. Başka bir açıdan ise Marco Aurelio'yu Betis'e de Beşiktaş yönetimi satmıştır zaten. Fernando Meira'yı im sattı Zenit'e 101. yılda İlhan Mansız'ı Uzakdoğuya gönderen yönetim mi? Bizim dürüst, etik değerleri el üstünde tutan medyamız niye eleştirmez bu hataları bu iki "büyük" takımın. Ağbabaları izin mi vermiyor yoksa, musluklarındaki su mu kesilir yoksa!
Fenerbahçeli, Galatasaraylı futbolcular her maça aynı derecede konsantre olmazlarmış mesela. Onun da suçu onların değil di mi. Olsunlar kardeşim, yönetimin ve teknik heyetin görevi değil mi. Skibbe ne iş yapar ya da çakma Fatih Terim Bülent Korkmaz, hadi bunları geçtim, Adnan Sezgin ne iş yapar. Fenerbahçe'ye gelirsek, dönem dönem çok övülen menejer Volkan Ballı ne iş yapar, Kayseri'de çimleri kontrol etmekten başka. Futbolcular psikolojik hazır olmuyorlarsa maça, profesyonelliği yerine getirmiyorlarsa suç kimde. Diğer takımlar mı engel oluyor kontrat profesyonellerine.
Türkiye'de sanki iki takım var, diğerleri yok. Diğerleri sadece bu iki takım başarısız olursa başarılı olabilir. Anlayışları bu, zihniyetleri bu işte. Tabi bu iki takım potadan uzaklaşma tehlikesi ile karşı karşıya gelince, bu adamların işleri yolunda girmiyor. Türkiye'nin 2/3'si bu takımların taraftarı, ee bunlar gazete almazlarsa ne olur. İşte böyle haber, yorum yapılır. Kusura bakmasınlarda adı süper lig olan bir organizasyonun önde gidenleri de iki top üstüste yapan, zirveyi isteyen, mücadele eden takımlar olsun. Öyle her puan kaybını haklı veya haksız hakeme bağlayan, mücadele etmeyen, maçları istemeyen takımlar da zirveye uzaktan baksın.
Size de ayıp oluyor ama kusura bakmayın işte...
İnsanın isyan edesi geliyor. Bu kadar acizce bir medya olur mu diye. Beşiktaş Gordon Schildenfeld'i alırken hatalı transfer yapmıştır. İki video izlenip nasıl futbolcu alınır, sokağa atılan paradan bahsederler. Ne yönetim kalır, ne teknik heyet kalır yerden yere vurulmadık ki haklıdırlar. Fenerbahçe'ye Josico'yu, Maldonado'yu alan yine Beşiktaş yönetimi ve teknik heyetidir zaten. Başka bir açıdan ise Marco Aurelio'yu Betis'e de Beşiktaş yönetimi satmıştır zaten. Fernando Meira'yı im sattı Zenit'e 101. yılda İlhan Mansız'ı Uzakdoğuya gönderen yönetim mi? Bizim dürüst, etik değerleri el üstünde tutan medyamız niye eleştirmez bu hataları bu iki "büyük" takımın. Ağbabaları izin mi vermiyor yoksa, musluklarındaki su mu kesilir yoksa!
Fenerbahçeli, Galatasaraylı futbolcular her maça aynı derecede konsantre olmazlarmış mesela. Onun da suçu onların değil di mi. Olsunlar kardeşim, yönetimin ve teknik heyetin görevi değil mi. Skibbe ne iş yapar ya da çakma Fatih Terim Bülent Korkmaz, hadi bunları geçtim, Adnan Sezgin ne iş yapar. Fenerbahçe'ye gelirsek, dönem dönem çok övülen menejer Volkan Ballı ne iş yapar, Kayseri'de çimleri kontrol etmekten başka. Futbolcular psikolojik hazır olmuyorlarsa maça, profesyonelliği yerine getirmiyorlarsa suç kimde. Diğer takımlar mı engel oluyor kontrat profesyonellerine.
Türkiye'de sanki iki takım var, diğerleri yok. Diğerleri sadece bu iki takım başarısız olursa başarılı olabilir. Anlayışları bu, zihniyetleri bu işte. Tabi bu iki takım potadan uzaklaşma tehlikesi ile karşı karşıya gelince, bu adamların işleri yolunda girmiyor. Türkiye'nin 2/3'si bu takımların taraftarı, ee bunlar gazete almazlarsa ne olur. İşte böyle haber, yorum yapılır. Kusura bakmasınlarda adı süper lig olan bir organizasyonun önde gidenleri de iki top üstüste yapan, zirveyi isteyen, mücadele eden takımlar olsun. Öyle her puan kaybını haklı veya haksız hakeme bağlayan, mücadele etmeyen, maçları istemeyen takımlar da zirveye uzaktan baksın.
Size de ayıp oluyor ama kusura bakmayın işte...
22 Mart 2009 Pazar
Kaldı 9 Hafta
| Beşiktaş | Kayserispor | - | |||
| Kocaelispor | Beşiktaş | - | |||
| Beşiktaş | Bursaspor | - | |||
| Eskişehirspor | Beşiktaş | - | |||
| Beşiktaş | Fenerbahçe | - | |||
| Ankaraspor | Beşiktaş | - | |||
| Ankaragücü | Beşiktaş | - | |||
| Beşiktaş | Galatasaray | - | |||
| Denizlispor | Beşiktaş | - |
Kaldı 9 hafta. Kayseri her türlü zor rakip ama İnönü'de maç vermek yok artık.
Kocaeli ilk yarı sonunda herkes düştü derken, aldı rüzgarı kurtulma durumuna geldi.
Bursa kağıt üzerinde zor maç ama bizle oynadıkları her maçı, bu gerginlik atmosferinde oynamaya devam ederlerse boylarının ölçüsünü almaya makhumlar.
Eskişehir maçına ise o zamanki puan durumuna göre bakmak lazım. Eskişehir her ne kadar Galatasaray'ı yenip Ankaragücü ile 6 puan fark yapsa da 2 hafta puan kaybetti mi anında potaya girer.
Fenerbahçe maçı ise her türlü zor maç ve kazanma olasılığımız kadar kaybetme olasılığımız da var. Derbi maç oldu mu daha farklı oynuyor Fenerbahçe, gerginlikten beslenen bir yapısı oldu son yıllarda Fenerbahçe'nin.
İki Ankara deplasmanı. Ankaraspor ilk yarı o maçları kazanmasa şimdi küme düşme hattında olurdu. Ankaragücü ise düşme ihtimali hayli yüksek. Ama bu sene Ankara'da 3 puanları alıp dönüyoruz. Eğer buraya kadar gelirsek Ankara maçlarının çok hasar vermeyeceğini düşünüyorum.
Ve Galatasaray. Galatasaray demoralize oldu gidiyor. Çorap söküğü gibi gelir mi belli olmaz, birkaç hafta daha izlemek lazım. Eğer bizim maça negatif bir konumda gelirlerse ikinci bir Sergen Attı Şampiyonluk Geldi niye olmasın.
Son maç Denizli, zamanında Fenerbahçe'nin başına gelen bize gelmez umarım. Şampiyonluk bu maça kalırsa Mustafa Denizli her türlü Denizli'de kupayı getirir bize diyorum.
Genel olarak ise şunları söylemek lazım, şampiyonluğu çok istiyoruz ama her Beşiktaşlı'da şu hissiyat var; aman fazla kaptırmayalım, aman havaya girip hayallere dalmayalım. Çünkü zamanında çok umutlar yaşadık sonu hüsranla biten. Onun için şampiyonluk geliyor demiyorum asla. Takımın güveni yerinde, biraz raya girdi ama bu yenilmemezlik serisinin devam etmesi lazım ve yenerek devam etmesi lazım. Eğer Fenerbahçe maçına kadar yine bu konumda gelirsek, Fenerbahçe maçı kırılma noktası olacak bence. O maçtan alınacak 3 puan arkadan gelen rüzgarı daha da arttıracak ve mutlu sona ulaşacağız umarım. Ben de askerde artık ne yaparım bilemem...
Ama yine de aman ha sakin diyorum ister istemez
15 Mart 2009 Pazar
Çok İstiyoruz...
14 Mart 2009 Cumartesi
Aşk Olsun
Sahada Ernst'i gördükçe insanın beyaz forma alıp arkasına Ernst yazdırası geliyor. Sahadaki biz olan yabancı bulmak zor oluyor. Bu taraftar hala Pascal yazdırıyorsa formasına, onun sahada, tribünde Kartal Gol Gol Gol diye bağaran taraftardan bir farklı olmamasıdır. Ernst de sahaya çıktığı zaman aldığı paranın giydiği formanın hakkını veriyor. Devre arasında ancak bu kadar güzel bir transfer yapılır. Helal olsun sonuna kadar.
Eğer bu takım ben askerdeyken şampiyon olacaksa ve ben Taksim'de bu şampiyonluğu doyasıya kutlayamayacaksam Ernst yüzünden.
31 Mayıs'da bu takım Denizli'de Mustafa Denizli önderliğinde şampiyonluk turu atarsa aşk olsun sana Ernst hem de aşkların en güzeli olsun.
7 Mart 2009 Cumartesi
3 Mart 2009 Salı
Rogerio Da Silva Bobo

Beşiktaş Dergisinin Mart sayısında Bobo, "Bir ömrü İstanbul'da geçirir misin'' sorusuna ''Kesinlikle geçiririm'' yanıtını verirken, jübilesi için de ''Buna da cevabım, kesinlikle isterim. Kaldı ki yapacağım da'' demiş.
Bobo 24-25 yaşında ve bu soruya sanki yarın olacakmış gibi cevap veriyor. Sanırım bu cevapları en iyi resimdeki Bobo açıklıyor.
2 Mart 2009 Pazartesi
Susmak...
Susmak, büyük erdemdir. Gordon Milne'yi çok severdim, konuşmazdı ama yeri gelince "Şampiyon Beşiktaş" der, yeterdi.
Süleyman Seba ise şimdikiler gibi saldırmazdı oraya buraya. Bir çıkar pir konuşurdu. Gözleri gururundan, dolmasına rağmen, o yaşları akıtmadan "Şerefli ikincilikler şerefsiz şampiyonluklardan daha değerlidir" lafını yapıştırırdı.
Neden yazdım bunları, Bülent Uygun yüzünden. Ekşi Beşiktaş sayesinde gördüm röportajını. "Bizim ülkemizde herkes futbolu çok biliyor ya. Onlara da bir laf söyleyeyim; evet 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz."
Dediği laf bu. Galatasaray'ın 6 yemesine ve Liverpool'un 8 atmasına dokunmuş. Tek şekilde tarif edebiliyorum, kusura bakmasın Bülent Uygun ama ağız ishali olmuş kendileri. Kendisini zaten hiç sevmezdim, şimdi nefret eder oldum. Hiçbir davranışını samimi bulmuyorum. Gündemde kalma çabaları ile sürekli basın önüne çıkmalar, tribüne oynamalar.
İkinci bir Fatih Terim olacak bu adam benim için. Sonra Beşiktaş taraftarı özür dilesin oluyor, sen haddini aş sonra edep adap bekle. Bekleyin canlarım bekleyin...
Süleyman Seba ise şimdikiler gibi saldırmazdı oraya buraya. Bir çıkar pir konuşurdu. Gözleri gururundan, dolmasına rağmen, o yaşları akıtmadan "Şerefli ikincilikler şerefsiz şampiyonluklardan daha değerlidir" lafını yapıştırırdı.
Neden yazdım bunları, Bülent Uygun yüzünden. Ekşi Beşiktaş sayesinde gördüm röportajını. "Bizim ülkemizde herkes futbolu çok biliyor ya. Onlara da bir laf söyleyeyim; evet 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz."
Dediği laf bu. Galatasaray'ın 6 yemesine ve Liverpool'un 8 atmasına dokunmuş. Tek şekilde tarif edebiliyorum, kusura bakmasın Bülent Uygun ama ağız ishali olmuş kendileri. Kendisini zaten hiç sevmezdim, şimdi nefret eder oldum. Hiçbir davranışını samimi bulmuyorum. Gündemde kalma çabaları ile sürekli basın önüne çıkmalar, tribüne oynamalar.
İkinci bir Fatih Terim olacak bu adam benim için. Sonra Beşiktaş taraftarı özür dilesin oluyor, sen haddini aş sonra edep adap bekle. Bekleyin canlarım bekleyin...
27 Şubat 2009 Cuma
22 Şubat 2009 Pazar
El İnsaf!

Yok artık. Söylenecek söz yok cidden. Bu nasıl bir ahlaktır, bu nasıl bir yüzsüzlüktür. Resmi forzada gördüm şaşırdım mı, yok herkes kendine yakışanı yapıyor işte. Helal olsun sarı kırmızınıza!
19 Şubat 2009 Perşembe
17 Şubat 2009 Salı
Sıradaki Sezon Gelsin Mi?
Şampiyonluk yolunda bu kayıplar normal.
26. hafta her şey şekillenecek.
Böyle oynarsak şampiyon oluruz.
Her zamanki açıklamalar. Haydi inandık diyelim...
Trabzonspor ile yapılan iki maç, 1-1 ve 0-0
Galatasaray ile, 2-4
Fenerbahçe ile, 1-2
Sivasspor ile, 1-1
Kayserispor ile, 0-1
Ankaraspor ile, 1-3
Zirvedeki 6 takımla yapılan 7 maç ve galibiyet hiç yok. Sivas ve Ankaraspor ile deplasmanda karşılaşılacak. Kayseri,Galatasaray ve Fenerbahçe Şeref Bey'e geliyor. Denizli de hala 26. hafta şekillenecek diyor. Şimdi diyebiliriz Trabzonspor da zirvedeki takımlara karşı yüksek bir performans sergilemedi ama onlar Mustafa Denizli'nin şampiyonluk yolunda normal kayıp olarak gördüğü maçları takır takır kazanıyor.
14 hafta kaldı ligin bitimine, 6 maç içerde 8 deplasman var. İçerdeki maçlarımız, İBB, Gençlerbirliği, Kayseri, Bursa, Fenerbahçe, Galatasaray. Bu takımların hiçbirine karşı da 3 puan cepte değil. Ama eğer şampiyon olacaksak bu 6 maçtan 18 puan alınmalı. Deplasman maçlarına gelirsek, Gaziantep, Sivas, Kocaeli, Eskişehir, Ankara, Ankaragücü, Denizli. Aslında 8 maçı analiz etmeye de gerek yok, ilk iki deplasmanda kaybedilecek puanlar, bizi en azından psikolojik olarak çok sarsacaktır.
Takım kötü, fikstür zorlu, şampiyonluk zor gibi. Bu zorluktan bir şampiyonluk çıkar mı, çıkmaz gibi ama çıkarsa da sabaha kadar uyunmaz herhalde.
Unutmadan teknik direktörümüzün adı neydi?
15 Şubat 2009 Pazar
Adım Denizli İse Bu Maçı Kazanırız

"Adım Denizli ise bu maçı kazanırız", Teknik direktörümüz maç öncesi verdiği bir röportajda sarfetmiş bu cümleleri. Umarım adı cidden Denizli'dir yoksa bu maçın kaybı şampiyonluk yolunda çok büyük yara verir bize. Galatasaray kaybetmiş, Fenerbahçe'nin ne oynadığı belli değil - gerçi Hacettepe'ye atılan 7 gol ile Fb medyası döktürür ama - bu maçı 3 puanla kapatmamız, iki takımın da üstüne çıkmak demek, bu yükseliş de bize az da olsa psikolojik üstünlük sağlayacak.
Saat 21.00 olduğunda Beşiktaşımız Tranzonspor önünde 44. galibiyetini alır 3. sıraya yerleşir, Trabzon ile puan farkı 3'e Sivas'ın da puan kaybetme olasığı ile birlikte altın bir hafta yaşamış oluruz.
Haydi Bastır Beşiktaş, ölümüne Beşiktaş...
8 Şubat 2009 Pazar
Bu Kayıplar Hala Normal Mi?

"Liderle aramızda olan puan farkı bizi hiç bir şekilde korkutmuyor, bunu üzerine basarak söylüyorum. Rakiplerimizle içeride oynayacağız. Biz kendi işimize bakarız, karar verici başkası değil, karar verici biz olacağız."
Mustafa Denizli'nin Konyaspor maçı sonrası açıklamaları. Nedense artık bu tip açıklamalara inanmıyorum ve takımı da güven yavaş yavaş azalıyor. Sivas ve Trabzonspor takır takır oynayıp puanları topluyorlar. Haftaya Trabzon maçı var kendi sahamızda ama ben çıkar takır takır oynayıp, 3 puanı alırız diyemiyorum. Hatta Trabzon'un gelip, 3 puanı alıp evine dönmesi çok şaşırtıcı olmaz. Bu durum oldu diyelim, acaba Mustafa Denizli çıkıp şampiyonluk yolunda bu kayıplar normal diyebilecek mi.
Konya maçı ile öyle bir maç oldu ki hiçbir dakika gol atacakmışız gibi gelmedi. Hatta bir kaza golü yersek iyice ortalık karışak diye de düşünmeden alamadım kendimi. Kaza golü falan olmadı da biz de en azından bir kaza golü atamadık. Zaten kaza golü ile anca bu tip maçları kazanırız, haftaya Trabzonspor...
Umarım takım kendini toparlar, hırsını mücadelesini yükseltirse, 3 pas üstüste yapmaya başlarsa, Gökhan Zan yanında Zapo olduğunu veya 2 metre önünde Sivok, Yusuf gibi oyuncular olduğunu hatırlayıp, rakibin kalecisine uzun pas atmaktan vazgeçerse, bu kayıpları normal kayıplar olarak hatırlarız ileride belki!
7 Şubat 2009 Cumartesi
Basın da Bazen Engel Tanımazdı




Başlık basın da engel tanımazdı ama bunları hangi kalıba oturtacağımı şaşırdım. Hele bir de Galatasaray - Manchester United maçından O... Çocukları başlığı var ki ona uygun kalıp bile yok. Ek olarak ünlü Leeds maçı var öldürülen iki İngiliz için Star gazetesinin attığı Two Size manşeti, onun da insanlık kalıplarında yeri yok.
Ama çok "ilginç" geliyor bu başlıkları atan medyanın şimdi Beşiktaş taraftarının 3 saniye küfründe tribünleri hemen idam sehpasına götürmesi. Küfüre ben de karşıyım ama bunlarda ne kadar ahlak var ki ahkam kesiyorlar. Erman Toroğlu Ümit Karan'a akşama atacak golün kaldı mı diyerek canlı yayında terbiyesizliğin sınırlarını zorlarken, stadımızı kapatan ahlak bekçileri ne iş yaparlardı acaba, Bülent Yavuz canlı yayında sinkafı basarken nerdeydi ahlak bekçileri. Gücü anca taraftara yetiyor tabi, cezamız neyse çekelim de, bir biz çekmeyelim Erman da, Bülent de, her rakip taraftarını annesine küfrederk karşılayan Fenerbahçe de çeksin adam gibi cezasını!
Bekleriz Tabii Ki
Rahmi Koç
4 Şubat 2009 Çarşamba
Fabian Ernst ve Tabii Ki Baki Mercimek
Kariyeri yeterince sağlam. Ama sahaya çıkmadan yorum yapmak pek doğru değil. Sivok ile birlikte yararlı olur da Mayıs'da omuzlarda taşırız.
Ayrıca tipi de Baki Mercimek'e benziyor. Baki kapasitesi sınırlı da olsa o formanın hakkını vermiştir bizim için. Fabian Ernst dedik aklımıza Baki Mercimek geldi, Baki aklımıza gelince de bir tribün diyaglogu aklıma geldi.
Tek başına gittiğim maçlardan birinde önümde 2 tane biri 30 yaşlarında biri 45 yaş üstünde iki abimiz duruyordu. Üçümüz de birbirimizi tanımıyoruz. O gün de Baki'nin iyi oynayacağı tutmuştu. Devre arasında öndeki daha genç olan abi bana döndü ve diyalog başladı...
-Biz bu Baki'ye laf ediyoruz da adamın vizyonu var.
İşte bu anda diğer abi ben genç olana ben cevap vermeden ışık hızıyla bana döndü ve...
+S.....m ulan onun vizyonunu.
NOT: Ernst Baki Mercimek benzerliği fizik benzerliktir, Celal Kolot gibi konuşurken ağzımdan bir laf çıksın da ilgi çekeyim anlayışında yapılmamıştır.
29 Ocak 2009 Perşembe
David Beckham

Magazinsel olmasına laf edilir, para için Amerikalara top oynamaya gitti denebilir, bir reklam aracı olarak kullanılıyor diyebilirsiniz ama sanırım meslek ahlakına laf yoktur bu adamın. Aceto Balsamico'da Türk futbolcusunun eksiklikleri anketini görünce aklıma geldi aslında bunlar.Ronaldinho'nun bazı özel yetenekleri onda o kadar yok ya da çok fazla hızlı değil, Kaka gibi dikine gidemiyor olabilir ama hala inanılmaz uzun pas atıyor dan diye adamın ayağına. Hala inanılmaz frikik atıyor. Eski gücü olmayabilir ama sahaya çıktığı an hala formasını sonuna kadar ıslatıyor. Profesyonelliği sadece reklam anlaşmalarının veya yıllık 50 milyon $'lık kontratlarının bir gereği olarak görmüyor. Mesleki ahlakı üst seviyede, mesleğine saygısı üst seviyede. İşte bizim futbolcularımızda olmayan şey bu. Beckham'ın bu saatten sonra paraya ihtiyacı mı var ya da kendini kanıtlamaya, hiçbirine yok. Belki de rahat batıyordur ama İngiltere Milli Takım Kaptanlığına kadar yükselmiş bir kariyere sahip olan bu adam hala sıkılmadan gidiyor Milan gibi bir takımda oynuyor. Helal olsun cidden. Keşke bizim futbolcularımız da Beckham'ın futbol dışı yaşantısını değil de ilk olarak meslek hayatını idol kabul etseler.
Ayrıca uzun kollu formanın en çok yakıştığı adamdır, Yunanistan'a attığı fizik kurallarına aykırı frikikden sonra, gol sevincinde uzun kollu formanın karizması iyice çıkmıştı ortaya.Herhalde sürekli uzun kollu forma giyme presibine sahip tek futbolcu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





